Baykal’ın ikinci kamera meselesi ve benim meselem
Sevgili okuyucularım,
Baykal’ın kamera meselesi adlı makalemi kaleme alırken bunun bir de ikincisi olabileceğini tahmin etmiyordum, başka bir tahmin etmediğim husus da 70 yaşındaki adamın performansı idi. Kadim dostum Baykal eğer o görüntüler gerçek ise evvela utanç değil gurur duymalı diye düşündüm, masamdaki mavi haplara bakıp hayıflanarak.
Tabii ki görüntüler gerçek değil. Bu olay iğrenç bir komplo ve maalesef ülkemizde siyasetin düştüğü durumu gösteriyor ve “ya gerçekse” diye sordurtmayı amaçlıyor.
Bazı edepsizler Laik Müslüm Gündüz vakası diyorlar bu hale. Ne alakası var? Hem o zaten imam nikahlı karısı ile basılmadı mı canlı yayında, polis ve kameralar birden girdiler içeri adam giyinememişti bile.
Deniz Baykal’a bugün reva görülen bu muamele yarın size da reva görülebilir, bu yüzden “susma sustukça suya sarı civelek” (bu söz de ne demekse, her toplumsal olayda söylüyorlar ben de modaya uyayım dedim ama çok saçma olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim).
Sevgili kitlem,
Şunu baştan ifade edeyim, bir kere CHP’nin başına geçme ihtimalim yok, zira ben siyasetten bıkmışım, çirkefliğini görmüşüm, hiç boşuna ısrar edip cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde yaptığınız gibi evimin önüne kamp kurmaya çalışmayın, sonra belediye ile ben papaz oluyorum.
Tabi boşuna hakkımda dedikodular ve kasetler de üretmesinler. Yarın bir kaset de benim hakkımda çıkmasın yani; şimdiden sevdiklerimi uyarayım, bizim sütümüz ve kaşığımız aktır. İftiralara kanmayın. Efendime söyleyeyim, yarın bir kaset çıkarırlar neymiş efendim Poyrazlı köy’de bir pansiyonda çekilmiş montaj görüntüler falan, kim inanır buna? Mesela ben ve bizim kasap Hayri’nin karısı, yaa, buna çocuklar bile güler.. Daha görüntülerin sahte olduğu senaryodan belli, ben ömrümde Poyrazlı köy’e gitmedim, ne işim var hele Rozet pansiyonda benim.. hem de kasap Hayri’nin karısıyla.. bir kere kadın şişman; ben şişman sevmem.. Üstelik o görüntülerde mesela benim üzerimde kaplan postundan deri bir kıyafet varsa, aha işte yalanları, iftiraları yakalandı demektir, zira ben öyle postlar giymem, çok kaşındırıyordur onlar çünkü.
Buradan Teknik ekibe sesleniyorum böyle bir montajla halkın karşısına çıkarsanız size kimse inanmaz.. Bıçaklı Hayri hiç inanmaz.. Ilık Nermin yani Hayri’nin karısı Nermin hanımefendi de inanmaz.. Ben bile inanmam.. ulan siyaset ne hale geldi be, yazık yazık, tuh sizin kalıbınıza, adam mısınız lan siz, montajcı şerefsizler, adi pislikler, utanmaz kalleş rüşvetçi, şantajcı şahsiyetsizler.. pardon sevgili okurlarım hızımı alamadım bir an. Benim gibi 80’ini devirmiş adamı bile ne hale sokuyorlar görüyorsunuz.
Neyse, siz şimdi sonuç olarak mesajı aldınız, yani CHP’nin başına geçmem söz konusu bile değil, rüyamda görsem hayra yormam, öyle bir niyetim olsa kendimi gider köprüden atarım. Yani yok öyle bir şey, valla yok. Ekmek çarpsın yok.. yok aga olmaz.. ne işim var..
Avrupa’da bu işler böyle değil, yani bu gizli kamera olayını diyorum. Mesela Fransa’da bir gay kulübü vardı; kulüp diyorum ama 5 yıldızlı koca tesis. Efendime söyleyeyim, tabi bizde de merak var, gittik resmi temaslarda bulunduk, hani ülkemize bu hizmeti getirsek mi getirmesek mi diye. Şimdi belki girerken birkaç poz çekmiş olabilir gazeteciler ben peşinen zaten söylüyorum, bunda utanılacak bir şey yok. Devlet göreviyle gittik, baktık, ne gizli kamera ne bir şey.. her yan çiçek gibi tertemiz şantajcı yok montajcı yok, koca tesis.. Neyse efendim sonra baktık ki bu bizim örf ve ananelerimize ters, dedik bunu Türkiye’ye getirmeyelim. Sonra çıktık yurda döndük hatta gelirken freeshoptan bir sürü viski puro parfüm falan almıştım hepsi de bavullarda duruyor hem de kaç bavul, hani isteyen olursa, hani hediye etmek gerekirse falan .. koca bavul... hatta 2 bavul.. en büyüklerinden, söz…
Şimdi tabi Deniz Baykal kırıldı, şevki kırıldı bir kere, terk edip gitti bizi, artık yerine gelecek olan aday hakkında bir dahaki yazımda yazarım diyorum ama bende de şevk kalmadı, bu işleri bırakıp güneye yerleşmeyi bile düşünüyorum. Güney Fransa’da bir bağ satın alıp üzüm yetiştiriciliği ile uğraşabilirim. Hem o zaman evin hizmetçileri de Fransız olur, burada zor, nerden bulacan Fransız hizmetçi, değil mi?
Gidecem Fransa’ya, Türk televizyonlarını bile izlemeyecem, Uğur Dündar hariç tabi.. Her akşam haberleri ondan alırım yeter, gerisini duymak bile istemiyorum. Bu aralar hep duymak istemediğimiz haberler alıyoruz başka kanallardan zaten, Allah’tan Uğur’cum var.
Hoşçakalın aziz dostlarım
Ahmet Nejdet Kompüter
Üstad-ı Azam, bilir kişi, asil insan, kırgın demokrat, tedirgin oligark