Değerli dostlarım,
Biraz rahatsız olduğum için bu yazıyı öksürükler içinde kaleme alıyorum, ateşim var ama biz bu vatansever sinede ne kor ateşler söndürdük. Gördüğünüz gibi formumdan bir şey kaybetmedim. Sevgili doktorum sayesinde biraz gençleştim bile diyebilirim. Buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum, sağolsun çok ilgilendi hatta hemşirelerin en tatlılarını bana gönderdi onlar da bana çok iyi baktılar ben de onlara çok iyi baktım. Hahhaaay..
Efendim horoz ölür gözü çöplükte kalır derler, bizimkisi de o emsalden bir latife sadece yoksa hepsi benim kızım olur; latife latif gerek, bize de böyle latif hemşireler gerekti değil mi Tuğrulcuğum (efendim, malum doktorumuz Ergenekon uydurmacasından dolayı gözaltında olduğu için gidemiyoruz kendisine ama sağolsun eski arkadaşım Tuğrul onu aratmıyor)
Bu kadar sulu girizgah kafi gelsin sevgili ahbaplarım ve biz girelim konuya; malum-u aliniz konumuz demokratik açılım..
Bu açılım denen şeyi ben anlamadım, anlayan varsa beri gelsin.. Yahu açacak başka şey mi kalmadı, vatandaşın Florya plajını halka açtınız, TRT şeş’i açtınız, tüp geçiti açtınız, Bolu tünelini açtınız, Karadeniz otoyolunu açtınız, açtınız da açtınız.. yeter cereyan yapacak, bunu da açmayı verin.. diye bir şaka ile başlayalım..
Şimdi anlıyorum ki, bizler hem anlamadık diyoruz hem de karşı çıkıyor, bağırıp çağırıyoruz şu başbakana. Halkın da kafası karışıyor haliyle.. Aziz dostum Baykal ile Bahçeli hem diyorlar ki “Bu açılım boştur, yoktur, kandırmacadır, ne yapacağını kendisi de bilmiyor”, hem de diyorlar ki “Başbakan sapıtmış, saptırılmış, vatan haini olmuş, bölücü olmuş”. Şimdi sevgili dostlarım halk bunu yemez, vatandaş yer belki ama halk yemez. Muhalefetin de biraz seviyeli olması lazım, yoksa bir daha meclise giremezler Allah muhafaza.
Benim şahsi kanaatime gelince:
Bizim Paşa Kenan’ın bir lafı vardı Dağ Türk’leri dağda katır kutur kara basarak yürüyünce çıkan seslerden mütevellit bunlara Kürt adını koymuşlar. Ben de demiştim ki o zaman Antalya’daki, Bodrum’daki deniz Türklerine de şapır şupur denize girdikleri için “Şürp” densin.. sonra Kıprıs’ta kumarhanelerde çatır çutur kumar oynayan casino Türklerine de “Çürt” densin.
Hadi bu “Çürt” saçma oldu belki ama “Şürp” tutar, söyliyeyim.. Sonra bir de Şürpçe tv ile uğraşmayalım..!
Efendim böyle saçma bir destanla Kürt ırkının doğumunu ilintilendiriyor hatta bizzat kaynak olarak gösteriyorsanız, size gülmek için ben de bir açılım yapıp haşa huzurdan mübarek kıçımı açarım..
Şimdi nasıl olmuşsa olmuş bu Kürt insanlar yaratılmışlar ve dağda öğrendikleri bir lisan ile konuşuyorlar, pek tabiidir ki bu lisan dağ Türkçesi değil. Demek ki sizin varsayımınız saçma. O halde bu insanları Türkleştireceğiz. Nasıl mı? Çok kolay, Herkes tuttuğu takımın ırkından olsa yırttık işte, sonuçta bu Kürt insanlar da Türk insanlar gibi ya Galatasaraylı ya Fenerbahçeli ya da Beşiktaşlı.. Tamam işte sorun çözüldü..
Şimdi siz diyeceksiniz ki bu takımlarda yabancı oyuncu var onlar Türk değil. Aman canım Nobre nasıl Türk oldu, Vederson bile Türk değil mi, hatta tuğla gibi Avrello var yahu çukulata renkli Türk! Demek ki oluyormuş. Sonuçta amaç takımın kazanması ise tek kelime Türkçe bilmeyen Nobre bile Türk olabiliyor değil mi? Kimse ona takım haini diyor mu, demiyor..
Tabi zatı şahanem Fransa’da uzun yıllar yaşadığımdan dolayı bu asimilasyon işleminin nasıl yürüdüğünü de yerinde müşahede etmişimdir. Bakınız arap arap Cezayirliler nasıl da Fransız marşı söylüyorlardı hapishanelerde anlatamam. Bizimkilerin işi kolay, zira bizim Kürt insanlarımız zaten Türk marşlarını iyi bilirler..
Şimdi bir de yer adlarından bahsediyorlar, bana göre de değişsin.. saçma sapan yer adlarından kurtulmuş oluruz bakırın olmadığı yere Diyarbakır demek çok saçma.. Bence Diyarıkarpuz olarak değiştirelim.
Gelelim alfabeye, şu x,w,q harflerini kullanmamız söz konusu bile olamaz. Bize ters. Alınacak olsaydı Atatürk alırdı. O almamış biz niye alıyoruz. Biz mesela boğaz köprüsüne de karşı çıkmıştık, illa yapılacak olsaydı Atatürk yapardı siz Atatürk düşmanı mısınız? Ne hakla böyle bir işe girişiyorsunuz diye dönemin sağcı, haddini aşmış siyasetçilerine çemkirmiştik.
Şimdi dikkat ediyorum da her yeniliğe biz karşı çıkmışız, ülkeye her çiviyi de onlar çakmışlar, talihsizlik işte..
Lakin bu alfabe meselesi çok derin. Şimdi siz bu Q harfini alfabeye koyarsanız işler karışır başkentiniz bile değişir. Seksen yıllık Ankara olur sana Anqara. Hatta bizim Aksaray olacak Axaray.. gerçi o bileşik kelime olduğu için aqsaray olur sanki, ama neyse olmaz işte.. Bu alfabe bize fazla bile, mesela J harfi çok gereksiz, hele de yumuşak ge.. Ğ ne saçma, ağaç diyeceğime aaaç derim bitti gitti.. P harfine de gerek yok.. zaten millet yazmaya üşeniyor şu alfabeyi iyice kısaltalım ki yazsın okusun halk.. İlla bir harf konacaksa yumuşak N olabilir ama, Anadolu da çok kullanılıyor.
Dediğimiz gibi eğer bir değişiklik olacaksa bunu Atatürk yapardı o yapmamışsa bizim bu konularda fazlaca düşünmemize gerek yok. Bence NATO’dan da aynı sebeple çıkmamız gerekir, hatta Kıprıs’tan bile çıkmalıyız..
Sevgili dostlarım şimdi ilacımı almak üzere yazıma son veriyorum, haftaya da artık gelişmelere göre devam ederiz.
Ahmet Nejdet Komputer
Sosyal Aristokrat, Değişim yanlısı asil kişi, emekli baş müzakereci kıd. yrd. Üstad-ı Azam
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder