21.10.09

Baykal'ın kamera meselesi

Değerli yurttaşlarım, engin dostlarım,

Teknoloji çağında bulunduğumuz şu günlerde bir kamera meselesidir almış başını gidiyor. Malumu âliniz, demokratik açılım görüşmeleri bir kamera meselesi ile kilitlendi ve iptal oldu. Bu işe ziyadesiyle üzüldüm ve sorunu ortadan kaldırmak üzere harekete geçtim. İki lideri de aradım, kendilerine ulaşamadım. Sayın Başbakan işlerinin yoğunluğu nedeni ile görüşemedi, Sayın Baykal ise söz verdiği kokoreç partisini hala düzenlemediğinden dolayı biraz mahcup sanırım, telefonuma çıkmadı.

Ben iki lidere de buradan sesleniyorum. Eğer bir araya gelmek istiyorsanız, evim müsait, tarafsız bölge sayılır, sonuçta ben Uğur Dündar’dan bile daha tarafsız bir aydın ve aristokrat olduğum içün evimde sizi ağırlamam sorun olmamalı. Tabi şu Ergenekon davası yüzünden dinleniyor olabilirim o ayrı, fakat sizi temin ederim ki evimde kameram yok. Yalnız Baykalcığım senin çocuklar önceden gelsinler de şu böcek yemlerini bir yerleştirsinler diyorum. Hani Başbakanla görüşürken bir haşerat çıkar rezil oluruz. Anladın sen onu.

Siyasette konuşup anlaşmak çok önemlidir sevgili halkım. Ben mesela konuşmadığım siyasetçilerle politika yapmam. Bir keresinde uzak bir Afrika ülkesinde birdarbe yapılmıştı. Nereden bulmuşlarsa darbeci paşalar benim telefonumu bulmuşlar aradılar. Dediler ki “Ahmet bey, biz darbe yaptık acil gel” dedim ki “kardeşim, darbe çok kötü bir şey sizi kınıyorum”. “Tamam abi kusura bakma oldu bir kere” dediler, gittim baktım, hakkaten yapmışlar.. “Çok ayıp” dedim, sordum “beni niye çağırdınız?” Şimdi bunlar darbe yapmışlar ama ülkenin başına koyacak başkan bulamamışlar “sen olur musun?” dediler. Şöyle bir gezdim dolaştım ülkeyi çeşitli temaslarda bulundum, ana muhalefet partisi ile görüştüm, tabi ben son derece demokrat ve ilerici bir aydın olduğum için hep kameralar önünde görüştüm. Öyle tenhada buluşmadım.

Neyse efendim, sonracıma, baktım bu liderlerin Fransızcaları çok zayıf, arzu ettiğim seviyede değil, bir ikinci görüşmenin yapılmasına imkân yok. Dedim “kusura bakmayın, ben böyle ülkeyi yönetmem”. Demokrasi konuşarak olur. Sen diyecen ben dinleyecem, ben diyecem sen dinleyecen ki ülke bir yere gitsin, aksi halde diktatörlük olur ki bu benim hiç hazzettiğim bir şey değil. Gerçi bir zamanlar mecburen diktatörlük de yapmıştım onu da sonra anlatırım.

Af buyurun ben böyle tersleyince bunları bunlar eşekten düşmüş karpuza döndüler. Ulan darbe yapmışsın kadron yok. Ülke üçe dörde bölündü, bu darbeci paşalar avuçlarını yaladılar, aç öldüler. E be kardeşim darbe böyle mi yapılır? Hiçbir hazırlığın yok, akademik çalışma yapmamışsın, kamuoyunu gazeteciler vasıtasıyla hazırlamamışsın, toplum nezdinde itibarı yüksek bilim adamı, fikir adamı, gazeteci, doktor, işadamı kadron yok. Daha örgütleşememişsin, 3 tane generalle darbe mi yapılır, hadi yaptın, insan sonrasını düşünmez mi? Uluslar arası anlaşmaların var, sözleşmelerin var, onlar ne olacak, bir kaos çıksa ülken dağıldı gitti.. Darbe senin neyine! Bak başka ülkelerde darbe nasıl yapılıyor bir öğren ondan sonra gir bu işlere, o kadar kolay mı?

Bak nasıl sinirlendim hatırlayınca, ellerim titriyor şu an sinirden, gerizekalılar ya.. Tabi bunlar Afrikalı, haşa aşağılamıyorum ama bilgi ve beceri kaliteleri pek düşük, dolayısıyla beceremiyorlar bu işleri. Halbuki ne cevval ne maharetli zenci generaller var oralarda biliyorum.

Hülasa, demem o ki iletişimin olmadığı siyaset boştur, anlamsızdır, işe yaramaz. Bugün yaparsın, yarın başka bir iktidar gelir kaldırır. Sonuç alamazsın, ülke olarak bir menfaatin olmaz, zaman kaybedersin. O yüzden ben bu iletişim olayını çok önemserim aziz dostlarım. Gönül ister ki bu ülke de yan yana iki taht olsun birinde Sayın Başbakan diğerinde Sayın Ana Muhalefet Lideri otursun, karşılarında da bir kamera 24 saat canlı yayın yapılsın. Aralarda reklam alsınlar ülke ekonomisine bir katkısı olsun.

Mevcut durumu da iyi analiz etmek lazım.
Aslında burada Sayın Baykal iktidara bir mesaj veriyor. Yani diyor ki.. “Türkselin üçge fargııı, netteki hız farkı.. neyyy.. netteki hız farkı!..”
Ay ölüyorum.. Aslında tebessüm edecektim sadece, ama karnım ağrıdı gülmekten, bir an Tayyip ile Deniz’i o reklamdaki gibi dans ederken düşündüm de..

Yani diyorum ki cep telefonu kamerasıyla bile halledilirdi bu mesele ama nerde benim kadar karizmatik, ferasetli ve de pratik lider bu ülkede!..

Saygılar sunuyorum efendim, bir sonraki mes’elede görüşünceye kadar esen kalınız.

Ahmet Nejdet Kompüter
Üstadı-ı Azam sanat yönetmeni, Em. Siv. Diktatör, Aristokratik açılım öncüsü, uzman psikolog, post modern darbe senaristi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder