Baskısız, hür irademle, durup dururken yazıyorum sevgili dostlarım,
En sonunda özlediğimiz tablo ile karşılaşıyoruz, Sayın Başbakan ve Ana muhalefet lideri özlenen buluşmalarını gerçekleştirip ülke menfaatine göre görüşüp tartışacaklar. Ben şimdiden 3 boyutlu gösteren gözlüğümü aldım hatta bir de kaynak gözlüğü aldım ama o mendebur da simsiyah, bir şey görülmüyor.
Şimdi herkes bir çatışma bekliyor tabi hararetle. İki lider el sıkışmak için ellerini uzatınca içlerinden biri o eli alıp kıvıracak ve dirseğinden burkarak boynuna arkadan dolanacakmış ve kulak memesine üfleyecekmiş gibi bir his var milletin içinde. Eğer böyle bir şey olursa ben bir kere tacı tahtı bırakır, derhal istifa eder ve memleketten Fransa’ya iltica ederim. Zira ihtilafın bu kadar seviyesizleşmesine asla tahammül edemem. Giderim Paris’e, Cem Uzancığımla margaritamı içer ülkeme uzaktan bakarım, hatta Türk olduğumu bile çaktırmam; zaten benim dedelerim taa uzaktan Hırvat devşirmesiymiş (Selanikli olan değil, öbürü), aldırırım valla kütüğü Zagreb’e.
Elbette buluşmada böyle bir sığlaşma olmayacak ve bence görüşme şu minval üzere olacaktır.
Sayın Erdoğan CHP parti merkezinden içeri girer:
- Selamu Aleyküm Sayın Baykal nasılsınız? Der. Sayın Baykal’da:
-
- Buyurun buyurun hoş geldiniz, sizi gördük daha iyi olduk siz nasılsınız? Diye kibarca karşılık verir. Sonra da görüşme şu şekilde devam eder:
- İyiyiz Hamdolsun..
- Ne içeriz?
- Varsa bi çay alırım ben, demli olsun zahmet olmazsa..
- Ne zahmeti canım… evladım duydunuz, kek de getirin, hadi bakim… Eee sayın Erdoğan..
- Bana Recep diyebilirsiniz.
- Tabi, siz de bana Deniz abi diyin, hatta şu sizi bizi kaldıralım istersek..
- Olur, istersen parlak zırhlı şövalyem diyeyim sana, ne o Abi dedirtmeler falan..
- Yok, recepcim hani yaşım senden fazla ne de olsa..
- Şaka yapıyorum Deniz abi, tabi ki.. zaten sen demesen de Deniiiz diyecek halim yok, büyüğümüzsün, saygımız var.
- Sağol Recepcim.. Valla ben senin böyle saygılı bir kardeşim olduğunu biliyordum ama ekranlarda pek bir agresifsin..
- Abi şimdi bak konuyu sen açtın, sen de fazla sakin sayılmazsın, bir de doğru olmayan argümanlarla muhalefet yapıyorsunuz o yüzden biz de gaza geliyoruz..
- Yalan mı söylüyoruz yani Hacı Recep!
- E abi, şimdi bu denizfeneri hakkında dediğin neydi Allasen? Mahkeme kararı yok, delil yok, ispat yok, Alamanların gazıyla bize saldırıyon. Orda bile anlaşma olmasaydı, dava bitmeyecekti demediler mi?
- Koçum biz de kendimizi düşünüyoruz, napak yani, Akepeyi mi övelim? Seçim zamanı bel altı bel üstü olmaz, nerene gelirse artık.. Hem sen ne dedin? Yok Sivas’tan öteye geçemezler felan..
- E yalan mı abi..
- Yalan demedik de, niye söylüyon.. Ayıp mı yani.. Geçmiyorum, iklimi rahatsız ediyor, kuru hava dokunuyor belki ne biliyon..
- Ya her neyse işte, ben zaten bunları konuşmaya gelmedim..
- Evet doğru, açmayalım şimdi eski mevzuları.. Eee hanım nasıl, torun gelmiş yine.. Hadi hayırlı olsun.
- Sağolasınnn, yav bu torun var ya evlattan fazla seviliyor..
- Sevilir tabi. Derdi yok çilesi yok, ağladı mı alsın anası babası, gülüyorken sen al kucağına.. oooh
- He valla… ya bu çay biraz açık olmuş mümkünse değiştirsek..
- OOOĞLUM.. ya ne dedik, demli demedik mi.. al bunu da demli getir.. ben de bi demli içeyim, normalde içmiyorum rahatsız ediyor..
- Abi rahatsız ediyorsa içme.
- Yok canım çekti, at sidiği gibi çay getiriyorlar afedersin.. Zaten sakarin koyuyorum onun da acayip bir tadı var alışamadım bir türlü, demli olunca çayın tadı bastırır onu.. Bak bu kekleri bizim genel sekreterin yardımcısının halası yapıyor, pastane işi değil yani, afiyetle ye, bizde daha çok var.
- Sağol, sağol nefismiş.. Ben zaten tatlıyı yemekten önce yerim, öyle bir huyum var..
- Ne o yemek mi ısmarlatacan bi de..
- Yok onun için şeyetmedim..
- Şaka yaptım yaaa, Recepcim sen de hemen açıklama yapıyon ha, rahat ol..
- Rahatım da, aslında fazla vaktini de almayayım ben senin konuya girelim istersen.
- Gir bakalım, çek besmeleyi..
- Şimdi abi, ülkenin durumu malum, artık sen ben kavgası yapacak durumda değiliz, akan kanı bir an önce durdurmak lazım, ondan da önemlisi bu ülkede insanca muamele görmeyen kitle kalmamalı..
- Tabi biz de önemsiyoruz bu şeyi de, şimdi o senin dediğin gibi olmaz..
- Abi ne diyorum ben..
- Ya işte diyorsun ya hani..
- Ne demişim..
- Hani TVde falan görüyoz ya
- Abi ben ağzımı açmadan sen başlıyorsun o öyle olmaz diye.. Dur bir dinle önce bakalım ne diyoruz..
- Ya bildiğimiz şeyler işte..
- Neymiş abi bildiğin?
- Kürtler Kürtçe konuşsun falan işte.. Sana ne kardeşim, ortada bir mevcut durum var, sen niye karışıyon ki milletin diline, bu normal mi şimdi?
- Allaallaaaa ben ne karışacam, ben zaten kimse karışmasın diyorum, dileyen dilediği dili konuşsun..
- Hagadigi lagan ogordagan!..
- Bu ne abi şimdi..
- Kuş dili.. ben de kuş dili konuşacam o zaman senle..
- Abi çocuklaşıyorsun haa bazen..
- Yaa nooldu, hoşuna gitmedi mi?
- Ne alakası var kardeşim.. çocuk çocuk hareketler..
- Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma.. hadis bu..
- Şimdi bunun ne alakası var?
- Yaa anladın onu sen..
- Neyi anladım
- Hadi hadi.. Bırak şimdi bırak, böylesiniz siz ama böyle olur işte, sert kayaya çarptınız bu sefer, yemezler..
- Noluyo abi, ne diyosun sen ya!..
- Sizin fikirleriniz sakat, burada maksat milleti oyalamak sureti ile dolandırmak. Siz buradan oy toplayacaksınız da Cumhuriyet Halk Partisi buna izin verecek haa..
- Abi sarardın sen, ulan demli çay mı yaptı noldu adama..
- Laik demokratik hukuk devletinde üniter yapının bozulması demek devrimlerin çöpe atılması demektir, biz devrimlere hakaret ettirmeyiz..
- Allaallaaaa bozuldu bu.. ABİSİ..! Bakar mısınız? Bir şey oldu buna..
- Sen önce cumhurbaşkanlığı makamına Gülü nasıl oturttuğunun hesabını ver.. Gitti gül gibi makam.. ayağa da kalkmıyorum işte.. kalkmam.. kaldıramazsınız.. bırakın beni.. çıkın ulan kolumdan..
- Kardeş! Bir tansiyonunu ölçtürün de.. Neyse ben çıkayım, arabayı kötü yere park ettim çekmesinler şimdi.. oldu, beni haberdar edersiniz gelişmelerden..
Evet sevgili kitlem,
Sayın Baykal eğer demli çay içerse konu aşağı yukarı buralarda kilitlenir, o yüzden benim tavsiyem iki liderin de görüşme de ıhlamur içmesidir. Yalnız bir muhalefet lideri daha var oralarda ki kendisi bırak ıhlamur içmeyi ıhlamur ağacını kemirse yine bir faydasını görmez.
Halbuki siyaset biraz da tatlı dili kullanarak istediğini elde etme çabası değil midir?
Bu haftalık beraberliğimizin de sonuna geldik, tekrar görüşünceye kadar hoş ve esen kalın yurttaşlarım..
Ahmet Nejdet Komputer
Siyasi diyalog uzmanı, yorumcu üstad-ı azam, fevkadbeşer, reisülküttab tatlıdil
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder