8.7.09

Yargı Reformu

Yurttaşlarım,

Israrlar ve oluşturulan kamuoyu baskısıyla gittim encümene danıştım, akil adamlara sordum, sahilde oturdum, demli çayımı içerken düşündüm, balıkçı İzzet dayıya sordum ve tereddütsüz karar verdim: yargıda reformu başlatacağım. Evet, aziz dostlarım, ülkeme bir hizmette daha bulunmanın haklı gururunu yaşıyorum.

İşe tepeden mi başlayalım yoksa en baştan mı diye düşündüm. Eh, bu yargıya başvuranlar yahut taraf olanlar değil mi konunun asıl muhatabı, demek ki onlardan başlamak lazım. Bir kere suçun ispatına kadar suçsuzluk ilkesini değiştiriyorum. Zira herkes potansiyel suçludur. Bakın hâkimin savcının işi nasıl kolaylaştı. Çağır sanık vatandaşı suçsuzluğunu ispat etsin, sen ne yoruluyorsun yahu.

Gelelim yargıda çift başlılık ilkesine: biliyorsunuz askeri ve sivil mahkemeler var.. Ayıp ayıp. Bir kere bu olmaz. 2010 yılına çeyrek kala 70 milyonluk çağdaş bir ülkede böyle çiftbaşlılık olmaz, olursa işte böyle sorunlar da olur. Herkes AB kriterleri diyor, yahu sen icat et bir kriter de AB senden alsın..

Evet, burada ilk kes seslendiriyorum çiftbaşlılık kalkacak, bu saçmalığa bir son verilecek ve onun yerine çok başlılık gelecek. Kur bakkal mahkemesi, berber mahkemesi, muhasebeciler mahkemesi.. ne uğraşıyorsun 2 mahkemeyle yazık günah, o hakimlerinde çoluk çocukları var evde bekleyen karıları var.. 2 mahkemeyle olur mu bu işler. Bak, nasıl esnaf odaları var, her odanın nasıl çay ocağı oluyorsa kenara köşeye bir de mahkeme kursunlar oldu bitti..

Benim pek sevdiğim zaptiye nazırı bir paşa amcam vardı, onun da sevimli mi sevimli bir oğlu vardı, kendisine raptiye nazırı derdik ki konu bu değil. İşte bu paşa amcam birgün konaklarında umuma bir davet verirken eski şansölye Backen Bauer adında bir zat merhum pederime yaklaşmış ve ağabeysinden bir ricada bulunmak üzere aracı olup olamayacağını sormuş, pederim de gayri ihtiyari kabul edip kalem odasına geçmişler. Amca zadem de o sıra kalem odasında bu şansölyenin kızıyla pek samimi imiş. Kapı açılınca görülen malum manzara keyifleri kaçırmışsa da Peder bey gayet soğukkanlı bir tavırla şansölyenin koluna girip “eee üstad siz dünür olmuşsunuz, aracıya mahal kalmamış müsadenizle ben topuklayayım” demek suretiyle olay yerinden uzaklaşmış.

Şimdi tahmin ediyorum ki aranızda “ee ne alaka” diyen okuyucularım merakla işin sonunu da yazmamı bekliyorlar ama kısa bir ara verelim.

Yahu yazarken ara vermek de pek saçma imiş, ben arayı verdim gittim çarşıdan balık aldım, doktorum yasakladığı için mecbur rakısız yiyip mundar ettim, üstüne bir kahve içip çubuğumu tüttürdüm derken içim geçmiş uyumuşum.. gözlerimi bir açtım saat sabahın körü.. Daha uşaklarım bile uyanmamış. Oturdum klavyemin başına bir de ne göreyim, yazmışım ara vermişim, arada tarih değişmiş. İnsan imreniyor tabi televizyonda “az sonraaa”ları görünce.. ben de yapayım dedim ama olmadı.. istediğim lezzeti alamadım, ulan ben ara veriyorum ama okuyucu vermiyor ki, kafa işte.. mazur görün efendim..

Neyse, ben o olayın sonunu da hatırlayamadım şu an ama amca zadem o kızla evlenmedi, hatta yaşı ilerledikçe karşı cinse bir ilgi duymadığını hatta hiçbir cinse karşı bir ilgi duyamadığını öğrendik, en son Danimarka’da bir kaktüsle evlendiğini duymuştum ama nikaha gitmek içimden gelmedi sadece çiçek yollayıp mutluluklar diledim kuzinime.

Hülasa, sonuç olarak çok başlılık bir çok zahmeti ortadan kaldıracak yegane çözümdür kanımca….

Hah şimdi hatırladım, babacığım o gün hani siz dünür oldunuz dedi ya, işte kurulan bu akrabalık neticesinde şansölyenin işi halledildi. Şimdi bu şansölye işin başıydı ama akrabalık neticesinde olaya bir baş daha sokarak çözümsüzlüğe bir son verdi, yani aklınca bir üst makam icat etmiş oldu.

Buradan çıkarılacak çok dersler var. Mesela mahkemenin kararını beğenmedin git temyize onu da beğenmedin git yargıtaya, onu da beğenmedin bir tahkim kurulu icat et, o da olmadı git bizim Sabih’i bul soksun literatüre bir “367 hakim olmazsa bu karar verilemez” meselesini, sonra onlar uğraşsınlar dursunlar. Şimdi sen mahkeme sayısını arttırırsan hakkını arama yollarını da arttırırsın, her yana hukuk adalet dağılır özgürce, özgürce yaşarsın, yaşasın özgürlük, yaşasın bağımsız yargı..

Ahmet Nejdet Kompüter
Asil lümpen Emk. Kıd. Bnb. Ask. Hak. Tnk. Çvş. Zırhlı taşıyıcı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder