20.5.09

Hüsamettin Ne'ettin!

Sevgili dostlarım,

Farkettim ki sizlerle ayrı kaldığım zamanlarda bunalıma giriyorsunuz, hafta sonu gerçekleşen DP kongresi vesilesiyle bu ayrılığı bitireyim istedim.

Kadim dostum ve kardeşim Hüsamettin tekrar siyasete atılmış, tabi bunda benim katkım büyük ama herkes nedense Süleyman'dan biliyor.

Geçtiğimiz ay, bir av partisinde kendisiyle karşılaşmıştım. Bir nedenden ötürü kırgın olduğum için görmemezlikten gelmiştim. Seninki hemen fırladı yerinden yanıma geldi: "üstadım nasılsınız?" dedi, dedim "iyiyim de çıkaramadım..", "Yahu beni nasıl unutursunuz, ben Hüsamettin", "haa" dedim "Hüsam sen misin, yaşlanmışsın yahu tanıyamadım.." Bu önce biraz bozuldu sonra baktım samimi konuşuyor dargınlığa son verip başladım nasihate:

"Bak Hüsamcığım, böyle hayata küslük olmaz, resmen çökmüşsün senin hayata yeniden sarılman lazım", "nasıl olacak abi?" dedi "sözümü kesme" dedim.

Birincisi, sana bir amaç lazım, böyle titreye titreye av partilerine gelmek hoş değil. Sana hayat aşılayacak bir şey bulalım, karı kızla aran nasıl?", "aman abi" dedi, dedim "utanmanın sırası değil, tıpta utanma yoktur", "Benim o taraklarda bezim yok, biz ince eledik sık dokuduk, eleği de duvara astık", dedim "o deyim bir kere öyle değil.." Neyse efendim lafı fazla uzatmayayım, hülasa biz bu arkadaşı yeniden siyasete girmeye ikna ettik. Hatta orda "ulan madem karıyla kızla işin yok, milletin anasını sana emanet edebiliriz" deyu absürd bir de espri yaptım ki arasıra böyle avamlıklar da hayatın tuzu biberi değil mi dostlarım.

Geçen kongrede arslanlar gibi gürleyen Cindoruk beyefendiyi görünce ne de iyi etmişim dedim kendi kendime, adam resmen gençleşmiş.

Amma velakin sevgili dostlarım şu Demirel'e dikkat etmek lazım; zira onun olduğu yerde postal eksik olmuyor. Halbuki kendisi şapka ile anılır, o şapkadan nasıl postal çıkarıyor anlamıyorum.

Tabii kendisi klüpten de arkadaşım fakat devir kötü, insan arkadaşına dahi güvenemiyor, ben şahsen şu darbe mes'elelerine ziyadesiyle karşı, özde demokrat bir kişiyim. Zaten o yüzden Hüsamettin'e de söyledim:

"Hüsamettin Beyciğim bir büyüğünüz olarak sizden istirhamım lütfen demokrasimizi koruyunuz. Eğer başbakan olursanız şu seçim sistemini değiştirerek işe başlayınız. Sizden demokrat kimliğimle rica ediyorum, demokrasimizi korumak adına milletin gözünün yaşına bakmayınız. Bize locada da öğretirlerdi "sakın acıma yetime, gelir koyar..." neyse işte, anladınız onu siz.. Yani diyorum ki, bu demokrasi neden tehlikeye giriyor? Halk doğru düzgün seçim yapamadığından, en iyisi bilinçli bir halk numunesi seçelim onlar oy kullansınlar, asker de darbe yapmak zorunda kalmasın.. değil mi?

Mesela başta ben olmak üzere, bizim sabih, sonra sen, ne bileyim fazıl say, ünlü Türk düşünürü aysun kayacı, pınar kür, deniz baykal, bedri, ilhan, ertuğrul, hatta süleyman yani daha bir sürü kişi var.. hep beraber bir konsensus oluşturup bu işi halledelim, gazeteci, siyasetçi, sanatçı, aydın.. katılımcı demokrasi dediğin budur işte.."

Ben nasihat ediyorum, kendisi kafa sallıyor, anlıyor mu anlamıyor mu belli değil, dedim "bir konuş birşey söyle.. Ne diyorsun bu fikre.."

"Abi" dedi, "Biz bu işi düşündük, hatta faraza bir seçim bile yaptık aramızda. Kim çıksa beğenirsin?", dedim "kim çıktı?.." "Tayyip!" dedi..

Yani değerli okuyucularım inanın boynum tutuldu şaşkınlıktan hala da ağrıyor böyle yaptıkça.. "Ulan seçme seçmen getiriyoruz hala Tayyip mi çıkıyor sandıktan? "Abi, ister inan ister inanma.." dedi, inanmadım tabi ama bir de baktım gözlerinden bir damla yaş süzülüp dudağının kenarında durdu, o zaman anladım ki durum ciddi, demokrasimiz hakikaten tehlikede.. Herhalde bu bir alkol problemi, artık bizimkiler nerelerine içiyorlarsa bu mereti doğru düzgün oy da kullanamıyorlar..

"Peki" dedim "Ne yapacaksınız?" "Abi" dedi "Süleyman ağabeyin bazı projeleri var halledicez bu meseleyi sen korkma.."
Ulan nasıl korkmayayım adamın projelerini görmüşüm tam 7 kez.. neyse artık, çare yok.. görücez nasıl projelermiş, Hüsamettinciğim hele bir başbakan olsun da hallederiz efendim.

Bizler sizinde gayet iyi bildiğiniz gibi eski kurtlarız, buluruz bir çaresini, bu devleti kurda kuşa, halka millete yedirmeyiz yani.. yani demokrasimizi diyorum, icabında canımız pahasına koruruz.

Netekim rahmetli dostum Nevzat Tandoğan'ın dediği gibi, bu millete komünizm lazımsa onu da biz getiririz, halka rağmen halk için..

Efendim?

Ha av partisini mi soruyorsunuz, ben malum çok iyi göremediğimden sadece laf olsun diye gitmiştim, aristokrat dostlarımın partisine kaç kişi vurduklarını tam sayamadım.. Bayağı eğlendik efendim, onu da bir sonraki yazımda belki anlatırım.

Hoşçakalın aziz dostlarım, esenlikler dilerim.

Ahmet Nejdet Kompüter
(siyasi uzm, saha komseri, ydk hkm, mali mşvr)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder